Basın Açıklamaları
Meclis Konuşmaları
Soru Önergeleri
Soru Önergesi Cevapları
Kanun Teklifleri
Meclis Araştırma Önerileri
Genel Görüşme Önergeleri

5 Aralık 1934 TBMM'nin  Türk Kadınlarına Seçme ve Seçilme Hakkını Tanıyan Yasayı Kabul Etmesi

Cumhuriyet döneminde kadınların

1- 17 Şubat 1926’da  Medeni Kanun’un kabulü

2- 3 Nisan 1930’da Mecliste müzakeresi bir yılda tamamlanan yeni Belediye Kanunu ile kadınlara, “Seçimlere katılma, belediye meclislerine üye olma, seçimlerde aday olma hakkını”n sağlanması,

3- 26 Ekim 1933’te, Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme haklarının tanınması,

4- 3 Kasım 1934 'deki Kıyafet Kanununun kabulü sonrasında  

5- Aralık 1934’te kabul edilen Anayasa değişikliği ile yapılan düzenleme ile Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanınmış böylece Türk kadınına yasalar önünde erkeklerle eşit haklar tanınması süreci tamamlanmıştır.

İlk kez 5 Şubat 1935’te TBMM’ne 18 kadın girdi. 2011’de TBMM’de 79 kadın parlamenter var. Kasım 2011’de Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporuna göre 135 ülke arasında Türkiye 122.

Kadın erkek eşitsizliğinde Türkiye ekonomiye katılımda 132., eğitimde 106. ve fırsat eşitliğinde 89. sırada yer aldı.

Türk kadını öncelikle sahip olduğu hakları bilmeli ve bu hakların öneminin bilincinde olmalıdır. Ancak ve ne yazık ki kadınlarımızın yaşadığı hak ihlalleri ilk önce ailede başlamaktadır. Ailede demokrasi olmadan toplumda da olamayacağı mutlaktır. Biz kadınlar toplumsal siyasete katılmalı ve yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan, erkekler aracılığıyla yönlendirilen sessiz oy yığınları olmamalıyız.

Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından olan seçme ve seçilme hakkımızı kullanmak,

Kamusal alana girmemizi engelleyen uygulamalarla mücadele etmek,

Demokratik haklarımızı kullanmak,

Oy kullanırken kendi irademizi yansıtmak,

Siyasal temsilde daha fazla yer alabilmek için,

Kadınların zaten sahip oldukları haklarını kullanmalarına engel olan, zihni engelleri aşmak için çalışmalıyız.

Aslında kadının siyasete aktif olarak girmesini engelleyen şartlar kadının diğer kamusal faaliyetlere girmesini engelleyen şartlardan çok farklı değildir,

Milletvekili ol(a)mamak ya da yerel yönetimde ol(a)mamak sonuçtur. Bu sonuçlara giden yoldaki soru ve sorunların tespiti bize sonucu değiştirme konusunda katkı sağlayacaktır.

Kadınsız demokrasi, kadınsız siyaset, kadınsız yönetim bütün toplumlar için bir eksikliktir.

Bizler yani kadınlar mutlaka ve gecikmeden tüm duyarlılığımızla siyasette, politik yaşamda yer almalıyız ki biz ülkemiz ve milletimiz için verilen kararlarda söz sahibi olabilelim bizden sonraki nesillerdeki kızlarımıza kadınlarımıza örnek olalım.